Akıllı Virüs Savaşçısı

Yaklaşık 7-8 aydır hayatımızda olan virüs ile yaşamaya çalışırken, sanırım en zor konulardan biri de durumu çocuklara açıklayıcı ve korkutmadan ifade edebilmek. Mart ayındayken bizler de durumu tam olarak kavrayamamış ve ya aşırı korumacı ya da fazla rahat tavırlarla durumu geçiştirmiştik. Burada biz derken küçük çocuklu ailelerin bir çoğunu kastediyorum. Bilinmez bir şeye karşı geliştirilen tutum karşısında yaşadığımız esneklik her anlamda rahatlatmış görünse de, maalesef korona virüs tehlikesi hala devam ediyor ve tedbirlere uyarak devam etmemiz gerekiyor. (Dün Kerem -2.5 yaşında- denize gidemeyeceğimizi çünkü gorona vinüs olduğunu söylüyordu.)

İşin ilginç kısmı sanırım, virüs haricinde diğer hastalıklardan da korunmaya çalışmak çünkü hastaneye gitmek ayrı bir gerginlik yaratabiliyor. Geçtiğimiz hafta Elifin yaşadığı ateş, ishal ve kusma belirtileri olan süreçte benzer bir şeyi yaşadık. Hatta iş yerinden bir arkadaşım, bebeğinin öksürüğünü virüs tehlikesinden dolayı doktora götürmeden çözmeye çalıştı ancak öksürük ilerleyip farklı bir noktaya gitti. Dolayısıyla, buraya yazarken aslında kendime söylemiş oluyorum, sağlıklı beslenme ve egzersizleri hayatımızın merkezinde tutmaya devam etmek, bunları yaparken akıl ve ruh sağlığımızı da gözetmek önemli.

Biz bunun için her cumartesi insanlara mesafeli olabildiğimiz ama yine de insan görüp sosyalleşebildiğimiz alanlarda denize girdik, piknik yaptık veya dolaştık. Kış aylarını nasıl geçiririz yine sokağa çıkma yasakları olur mu bilemediğimiz için enerji depolamak hepimize iyi geliyor. (Aklıma Frederick geldi, buraya yazabilsem ne iyi olurmuş.) Akşamları da mutlaka bahçede oynama, bisiklete binme gibi egzersizler yapıyoruz. Bir ara ipin ucu paketli gıda konusunda kaçmıştı, hastalıktan sonra onu da toparlamaya başladık. Ebeveyn olmanın o çok yönlülüğü kimi zaman yorucu gelse de aslında insanı geliştiren de bir şey. Sıkılmaya vakit bile kalmıyor 🙂

Bu kadar uzun bir girişi geçen hafta okuduğumuz kitaplardan bahsetmek için yaptım. Bu konudaki yayınlardan alıp okudukça sayfaya yine ekleyeceğim. Ama öncesinde “Bu Kitabı Yalama” diyenlere de göz atmanızı öneririm.

Elif Korona Zamanlarında Cesaret Veriyor

Elif serisinin bizde olmayan kitabı pek yok ve bazılarını fazla uzamış bulsam ve okurken sıkılsam da “Elif Korona Zamanlarında Cesaret Veriyor.” kitabını çok sevdim. “Virüs ne demek?” diye başlıyor, “İnsan bazı zamanlar üzgün olabilir.” diye devam ediyor. Bu, oldukça önemli çünkü bu süreçte bizden daha çok belki de çocukların hayatı alt üst oldu ve bir anda sevdiklerinden uzak kalıp sokağa dahi çıkamamanın acısı, endişesini küçücük kalplerinde yaşadılar. Evden çalışan anneler, babalar girdi hayatımıza veya tam tersi sağlık çalışanı olduğu için anne babasını uzaktan görmek zorunda kalan çocuklar oldu.

Bu kitapta da sosyal mesafeden, maske takmaktan, kendini koruma yöntemlerinden ve evde yapılabilecek etkinliklerden bahsediyor.

Akıllı Virüs Savaşçısı Serisi

Bu seride “Çocuklar İçin Sağlıklı Kalma Kılavuzu”, “Çocuklar İçin Zaman Geçirme Kılavuzu”, “Çocuklar İçin Sakin ve Mutlu Olma Kılavuzu” ve “Çocuklar İçin Yardımlaşma Kılavuzu” adı altında tam dört kitap var.

Bu seride oldukça detaylı ve açıklayıcı ifadelere yer verilmiş. Bir hikaye kitabı gibi değil de bilgilendirici bir metin olarak okuyabilir ve sizin bu süreçte neler yaptığınız üzerinden sohbet edebilirsiniz. Bazı yerler küçük çocuklar için biraz fazla korumacı gelebilir. Sonuçta evde durmadan temizlik yapmak veya her an tedirgin yaşamak da insanı virüsten korurken strese sebep olabilecek bir konu. O yüzden bence denge önemli.

Bu seriyi genel anlamda sevsem de çocuklara çok mu görev yüklenilmiş dediğim yerleri de oldu. Bir çocuk üzgünse üzgündür, sıkılmışsa da sıkılmış! Elif geçen gün yüzünde endişeli bir ifadeyle yanıma gelip “İçimden geçen şeyin ne olduğunu bilemiyorum ama beni korkutuyor.” dedi. Bununla ilgili biraz konuşunca belirsizliğin ve bizleri kaybetme korkusunun kafasını kurcaladığını gördüm.  Sohbet etmek ve baş edemediği hatta adını koymakta zorlandığı duygu hakkında konuşmak ona iyi geldi ama biliyorum ki geçirmedi. Bu süreçte hepimizin öğreneceği şeyler var sanırım…

Okulların Açılması?

21 Eylülde ilk okul birinci sınıftakiler için haftada bir günlük okullar açılıyor. Elif daha geçen hafta ateşli ve bizi korkutan bir rahatsızlık geçirdiğinden okula göndermeme kararı aldık ve azınlık olsak da Elife durumu anlattık. Kim ister ki çocuğunun okuldaki ilk gün heyecanını bu şekilde yaşayamamasını? Elifin en sevdiğim huylarından biridir, bir şeyi sebepleriyle düzgünce anlatırsan ve onun da aklına yatarsa seni dinler. Aklına yatmazsa gerçekten arka arkaya 17 tane soru sorabilir. Ki sabırla onlara da cevap verebilirseniz ve şans eseri başka sorusu yoksa herhangi bir mızıklanma yaşamayız.(Son bir yılın süreci bu, öncesi için bkz: Annelik İsyanları)

Okul sürecini anlattığımda “Virüs, herkes evinde durunca azalacak zaten, neden okula gidelim ki, uzaktan ders veriyor öğretmenim.” dedi. Uzaktan eğitimin verimli olamadığı yerleri ve kişileri de konuştuk. Kimsenin birbirini yadırgayacağı bir konu değil. Ancak bizim şu anki fikrimiz, mecbur tutulmadıkça Elifi okula göndermeme yönünde. Zaman ne gösterir bilmiyorum, umudumu kaybetmiyorum. Bugünler de geçecek ve çocuklar okula sağlıkla ilgili bir kaygı yaşamadan “Bugün hangi tokayı taksam?” sorusuyla güle oynaya gidecekler.

Bu arada neden bilmiyorum ama ben Elifin bu sene ilkokul birinci sınıfa başlayacak olmasını “şanssızlık” olarak görmüyorum. Hatta biraz tam tersi, yaşanılan zorluklara rağmen çocukların da “kıymet bilme” noktasında ilerleme kat ettiğini ve farklı mecralarda gördükleri derslerin onları beslediğini düşünüyorum. Çalışan bir anne olarak gerçekten zorlanıyorum kendi adıma ama “normal” sürece göre daha yavaş ve sindirerek gidildiğini ve çocukların okulda oynayarak sosyalleşme hakları ellerinden alınmış görünse de yerini başka şeylerin doldurmaya başladığını gözlemliyorum. Bir şeyler farklı evet ve ben bunu ‘değişim’ olarak yorumluyorum.

“Okulsuz Büyümek” kitabı hakkında da uzun uzun yazmıştım. (Bu yazıyı yazdığımda Elif 2.5 yaşındaydı sanırım) Bize hiç uymadığını düşünüyordum, şimdi geldiğimiz nokta ise oldukça ilginç. Siz neler düşünüyorsunuz bu konuda? Çocukların eğitimi için virüs devam ediyorken okula göndermek bir risk mi yoksa göndermiyor olmak biraz evhamlı bir hareket mi? (Soruyu çok tersten sordum ama gece 23.52, sabah okuduğumda düz bir soru gelirse aklıma değiştiririm artık 🙂

İş bankası yayınlarından çıkan “Mesafeyi Koruyalım” kitabı da ilgimi çekti. Siz de bu alanda yazılan kitaplardan sevdiklerinizi yorum kısmına yazarsanız ne güzel olur. Bu kitabı da merak ettim.

Bu kitaba da göz atmak isteyebilirsiniz.

lokumcocuk

0 Yorum

Yorum gözükmüyor

Şu anda yorum yok, bu yazı için ilk yorumu sen yapabilirsin!

Yorum yapabilirsin

<