Kütüphaneler Haftası Kutlu Olsun: Lokum Çocuk Kütüphanesi

Bu hafta kütüphaneler haftası ve ben size herhangi bir kütüphanenin değil kendi kütüphanemin hikâyesini anlatmak istiyorum.
Lokum Çocuk Kütüphanesi’nin…
(“Merhaba” yazısı da bana yeter derseniz, minik bir özet okuyabilirsiniz.)

Bundan yaklaşık 10 sene önce yoğunluğu artacak şekilde hayatıma giren çocuk kitaplarının benim için çok daha fazlasını ifade etmeye başlayacağını, bu ilginin bir tutkuya dönüşeceğini bilmiyordum.
Benzer tarihlerde hayatıma giren Lokum’un da bende bir kırılma yaşatacağından habersizdim. Geriye dönüp bakınca bu kesişimi görmek de hoşuma gidiyor.
Çocuk kitapları rafları arasında geziniyor ve elime aldığım hemen her kitabı büyük bir şaşkınlık ve hayretle okuyor, değerlendiriyordum. Her isim yeni, her hikâye farklıydı benim için. Sonraki yaklaşık 3 yıl bir şeyleri anlama, kesişim noktalarını bulma ve kendi zevkimin ne olduğunu bulma ile geçti.

Ve bundan 7 sene önce açtığım blogumda güncel yazıların yanına çocuk kitapları ile ilgili yorum yazıları da eklemeye başladım. İlk yazıları şimdi okuduğumda beğenmesem de gülümsüyorum. O zaman için anlatım dilim o’ymuş. Şimdiyse bu. Belki bu satırları da bundan 10 sene sonra okuduğumda beğenmem, kim bilir 🙂 Önemli olan şimdi ve burada -bir öğle arasında azıcık bir vakitte- yazma eylemini gerçekleştirmiş olmam. İşte geldik başlangıç noktasına. Yazma eyleminin dayanılmaz cazibesi! Bu kütüphanenin “sanal” ayağının ilk adımı tam da burada atılıyor. Buraya yine dönme garantisi veriyor ve kütüphanenin elle tutulan kısmını anlatmaya geçiyorum.

Çok Katmanlı Bir Kütüphane

İlk kitaplarımın yeri benim için çok özeldir. O zamanlar henüz internetten kitap satın almanın “mecbur” bırakılmadığı ve bir kitapçıdan kitap alırken kendinizi kötü/kazıklanmış hissetmediğiniz zamanlar. (*Çok sevdiğim ve bende yeri ayrı olan kitapçı abilerimden özür dileyerek yazdım bunu) Vaktimin büyük bir kısmını kitapçılarda/sahaflarda ve bulabildiğim kütüphanelerde geçirmeye çalışıyorum. İşin aslı oraya öyle bir yapışıyorum ki vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Vakitler çoğaldıkça ben kendimi o gizli bahçede buluyorum. Ve bunun farkına çok sonra varıyorum. Öyle bir gizli bahçe ki burası kızılgerdanı görmeden duramıyorum. Ve bu bahçeden her ayrılışımda ağlayacak gibi oluyorum. (Ki, bilenler bilir ASLA duygusal veya sulugöz biri değilimdir. “Asla” demiştim, değil mi?)

Ardından kalp çarpıtınlarıyla bir ışık yanıyor zihnimde: Neden bir çocuk kütüphanesi açmıyorum? İnsanlar işlerini değiştirecekleri zaman öncelikle (en azından geçinmek için gerekli olan) maddi imkânları düşünür, tartışır, ayarlar. Benim aklıma bu konu, sanki küçük bir detaymış gibi, çok sonra geldi. Öncelikle bu kütüphanenin nasıl olacağını resmettim. Ve resme olan büyük yeteneğimden dolayı benden başkaları da anlayabilsin diye bu resmin içine neyin ne olduğunu anlatan yazılar da yazdım. Bu kütüphane öncelikle  bir sahil kasabasında, deniz kenarında ve denizi gören bir yerde olacaktı. İçerisine kendim için bir masa, çocuklar için renkli minderler ve Lokum için bir köşe gibi detayları da eklemiştim. Raflar için sıralama da yaptım. Yayınevi veya yazara göre değil konu/tür olarak ayıracaktım.

Bunun için ne yaptım?

Biliyorum komik gelecek ama bu hayal için bolca hayal kurdum. Detayları kafamda oturttum ve yakın çevremle bunu paylaştım. Sonra ilginç bir şey oldu. Duyanlar da çevrelerine aktarınca bana bolca kitap geldi. Kitapların sayısı arttıkça ben daha da coştum. Sanki tek eksiğim kitaplarmış gibi geliyordu. Bir ara yayınevleriyle iletişime geçmeyi de düşündüm. Ama (bu kategoriye girmeyenleri tenzih ederim) burunlarından kıl aldırmayan ve okuruyla nasıl bu kadar “iletişimsiz” kalabildiğini anlayamadığım yayınevleriyle iletişim kurmadım. Kendi imkânlarımın buna yeteceğini düşündüm. Nicelikten niteliğe yöneldim ve sahaf gezmelerim arttı. Maaşımın büyük bir kısmı bu gezmelerde bana hoşça kal dedi. Hayatıma “hoş geldin” dediklerim ise hâlâ benimle. Ve bu özen, özveri bana kendimi iyi hissettiren şeylerden biri. Kolayına kaçmayıp bir şeyler için emek vermek ve onun sonuçlarını iyi / kötü olarak görmek, bana çok şey kattı.

Bir Kulüp Kurmaya Ne Dersin?

Yanlış hatırlamıyorsam, bundan tam 4 sene önce kurulan Çocuk Kitapları Kulübü de hayatıma böyle girdi. Daha detaylıca burada bahsetmiştim, özetle benim “iyi ki” dediğim bir etkileşim oldu. Geçen sene kulübümüz kapanınca üzülmüştüm ama son 6 aydır hayatımda farklı bir kitap kulübü var. Bu kulüpler sayesinde kitap sohbetleri yapabilmek ve bakış açımı genişletmek çok iyi geldi.

Ev Kütüphanesi Kuralım mı?

Baktım ki deniz kenarına gitmek biraz vakit alacak. Ben de evde bu kütüphaneyi hayata geçirmeye karar verdim. Lakin ortamın fiziki yetersizliği beni düşündürdü. Apartman girişinde bunu yapabilecek bir şeyler araştırdık ancak o da olmayınca ben apartmandaki çocukların zevklerine ve taleplerine göre gayri resmi bir kütüphane hizmeti vermeye başladım.

Kitaplar geri gelmiyor, ne olacak?

Birinden ödünç olarak bir şey aldığınızda onu geri verir misiniz? Veren taraftaysanız ne mutlu size. Ancak kötü haber şu ki, ödünç aldığı kitabı unutan, vermeyen o kadar çok kişi var ki… Bu sebeple artık kütüphanemde olmayan ve baskısı da olmadığı için hayatımda izi de kalmamış eserler için bazen içim acıyor. Ancak kütüphanecilik sanırım biraz böyle bir şey.

Okullu olmak ister misin?

Sözel bölüm mezunuyum ve okul biterken neden “kütüphanecilik” bölümüne yönelmemişim hiç bilmiyorum. Bu işin gerçekte nasıl yapıldığını anlayıp kavrayabilmek için sınava tekrar girmeyi ve yeniden okumayı düşündüm. Araştırdım ancak karşıma “kütüphanecilik” bölümlerinin kapandığı gerçeği çıktı. Okullu değil de alaylı olmaya devam ettim.

Bir minik kitaplık, gerçek bir kütüphane olabilir mi?

Neden olmasın? Diyerek söze başlıyorum. Bu minik kitaplık, evdeki kitapların bir kısmını düzenli olarak tutuyor ancak elbette ki kitapların tamamı burada değil. Hiç saymadım, dolayısıyla çocuk-yetişkin kaç kitabım vardır, gerçekten bir fikrim yok. Ancak bu minik kitaplıklar ve evdeki kitaplar benim de bazen yönetmekte zorlandığım bir döngüde hızla el değiştirebiliyor. Çünkü hala kütüphaneye kitap bağışlayanlar oluyor ve ben de zaman zaman benden kitap talep eden okullara, öğretmenlere ve çeşitli kuruluşlara kitap gönderiyorum. Burada nasıl oluyor bilmiyorum ama denge kendiliğinden sağlanıyor. Verdikçe alıyor, aldıkça veriyorum. Yaptığım şeyi iyi ifade eden bir cümle oldu.

Sanal Kütüphaneye Dönelim Mi?

Yazının başlangıcında belirttiğim gibi, sanal kütüphaneye döndüm. Bana “kütüphaneniz nerede, gelmeyi çok isteriz.” mesajları çok gelir. Hem sevinir hem de buruk hissederim. Hayallerimden ve şu anki durumdan bahsedince bana mesaj yazanlarla mutlaka bir ortak noktamız olur, bu etkileşim de bana yeter.
Son 7 yıldır blogda yazıyor ve instagram hesabımda paylaşımlar yapıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam (eğer o gün kafama yolda yürürken çiçek falan düşmediyse) okuduğum hiçbir kitabı tavsiye etmiyorum. Aa! Ne yazdım ben şimdi? Tavsiye etmediklerimi mi yazıyorum yani? Yok artık! Panik yok, sadece demek istediğim yazdığım yazılar eleştiri / yorum yazıları oluyor. Tavsiye vermek bana biraz haddini aşmak gibi geliyor. Neden mi? Yazıyı okuyanları tanımıyorum, zevklerini bilmiyorum ve tavsiye niteliğinde bir şeyin baskın enerjisini pek sevmiyorum. Yakından tanıdığım arkadaşlarıma ise, “Bu kitabı almak için gerekirse hemen taksiye atlıyorsun.” Diyebiliyorum ama. Bu da bir tezatlık değil arkadaşlık hissiyatı barındırıyor bana göre.

Peki, tanıtım yapmıyor musun?

Kısaca ve özetle: yapmıyorum. Bana gelen sorulardan ilk 3’e girecek olan da bu başlıktaki sorudur. “Kitap gönderelim. Tanıtım yapın.” Önceleri bu ifadelere çok bozuluyor ve asla kitap gönderimlerini kabul etmiyordum. Sonra bir katman genişledim ve göndermek isterlerse kitaplarını kabul edebileceğimi ancak tanıtım yapmadığımı özellikle belirtiyorum. Buna rağmen bir beklenti içerisinde olanlarla yolumuz en başta ayrılıyor. Benim kitaplara olan yaklaşımımı bilenler ise bu riski göze alıyor.

Ortada risk mi var? Hiç fark etmemişiz…

Kitabı satın alsam da bana hediye gelmiş olsa da kitap yorumum –neyse ki ve aynı zamanda ne yazık ki- değişmiyor. Yani bir kitaba bakış açımı belirleyen şey onun ederi / etiketi / hatır,gönül, menfaat olmuyor. Ve kısacık da olsa yeri gelmişken belirtmek istiyorum, gönderilen her kitabı beğenen/paylaşan ve tavsiye eden sosyal medya hesaplarını ve bu süzgeçsiz ortamın sorgusuz sualsiz takip edilmesini pek anlayamıyorum. Anlamam da gerekmiyor sanırım. Sadece uzaktan ve çoğu zaman şaşkınlıkla insanların neden bu kadar çocuk kitabı tanıtma hevesinde olduklarını anlamaya çalışıyorum. Acaba bu da moda oldu da benim mi haberim olmadı?

Hediye Kitap Etkinliği

Kütüphaneye fiziki olarak ulaşamayanlar için aslında iki yol var. Bir tanesi blogdaki yazıları okumak diğeri de çoğunlukla yazar imzalı veya baskısı olmayan kitap hediyelerinin çekilişine katılmak. Bu çekilişler için başka birini etiketlemeniz veya benim sosyal medya hesabımı takip etmeniz gerekmiyor. (Severseniz zaten edersiniz, bunun için neden zorlayayım ki?) Ama kitapla ilgili sorduğum soruya cevap vermeniz gerekiyor. Mesela son soru şöyleydi: “Kurt geri dönmüş ve sonra ne olmuş?” Bu soruya öyle tatlı cevaplar geldi ki, iyi ki yazmışım dedim. Ve daha ilginci çekilişte adı çıkan kişiyle aynı şehirde olmamız ve kendisinin hediyesini yüz yüze almak istemesi oldu. Çocuklarımız beraber parkta bile oynadı. Bu, size de “hediye kitap”tan daha anlamlı gelmiyor mu?

Gerçek Kütüphanenin Minik Müdavimleri

İşte onlar benim minnoş çocuklarım. Elifle kitap okuma maceramızı burada ve şurada anlatmıştım. Üçüncü yazının da vakti geldi çoktan. Kerem ise yeni açıldı diyebiliriz. Elif kadar kitaba ilgisi olmadı hiç. Kitapları eline alıp elinde araba misali sürmek kısmı daha çok keyif veriyordu ve ben de ufaktan bir telaşa sebebiyet vermişti. “Her çocuk kitap sevmek zorunda mı?” sorusu da akla geliyor ama bu cevabı buraya sıkıştırmak niyetim yok. Kerem son iki aydır kitaplara gerçek anlamda ilgi göstermeye başladı. Bir kitabı baştan sona dinlemeye niyetli değil ama onların bir araba olmadığını fark etmesi de önemli bir adım. Kütüphanenin önündeki minik halı ve Kerem’in ulaşabileceği raflara koyduğumuz bebeklik kitaplarıyla ilgisini çekmeyi başardık sanırım.

Kütüphane Üyeliği ve Merak Ettikleriniz

Peki, siz kütüphaneye üye oldunuz mu? Üye olursanız yeni yazılardan haberdar olma şansınız var. Bu basit işlemi şuradan yapabilirsiniz.
Lokum Çocuk Kütüphanesi hakkında merak ettikleriniz ve “ah şu da olsa…” dedikleriniz neler?
Buranın adı “çocuk kütüphanesi” olsa da sanırım yakında “sade kahve” kıvamında olan ve beni çok etkileyen yetişkin kitaplarının bazılarından da bahsedeceğim.
Çünkü okuyorum.
Çünkü seviyorum.
Çünkü okuduklarımı yazmayı çok seviyorum.

5N1K

Lokum Çocuk Kütüphanesinden bahsederken 2N’yi özellikle atladım. Bunlar NASIL ve NE ZAMAN. Onlar için ayrı bir yazmak istiyorum.
Aslında bu yazının yazım süreci bile çok şey anlatıp “nasıl” sorusuna kısaca cevap verebilir.
Geceden uykusuz olan ve öğlen karnını doyurmak yerine sırt çantasına dizüstü bilgisayarını koyup bir kahve molasında bu yazıya başlayan kişi, eve geldiğinde iki çocuğunu da sümüklü bulur. Bu da yine uzun sayılabilecek bir gecenin habercisi olsa da sıklıkla uyanıp anne kucağında sakinleşen bebeğini yerine yatırıp bu yazıyı bitirmeye çalışırken fark eder, öğlen yiyemedikleri midesine dokunmuştur. Mantıklı olan bir ilaç alıp yatıp dinlenmek iken gözlerini kısarak (masa lambam da kırıldı demiş miydim 🙂 ekrana bakıp “Ama daha anlatacaklarım var benim” diyen kişi de aynı kişi olmuştur. Çünkü o da böyle mutludur…

Ben çoğunlukla bu tempoda yazıyorum çünkü yazmayı seviyorum.
Peki, siz neden buradasınız ve bu satırları okuyorsunuz?
Ve buraya kadar geldiyseniz, ayrıca teşekkür ediyorum.

Son olarak,
Kütüphaneler Haftamız Kutlu & Mutlu Olsun.
Daha nicelerini sayımız çoğalarak kutlayalım.

Lokum Çocuk Kütüphanesi  / Esra

* Ayvalık Kütüphanesi hakkında sevgili Ayşen’in konuk yazar olarak yazdığı bu yazıyı okumak da ilginizi çekebilir.

lokumcocuk

16 Yorum

  1. Avatar
    Karpuzun kitap günlüğü Mart 27, 2019

    Tebessüm ederek okudum. İyi ki yolum yolunuzla kesişmiş. Paylastığınız çogu kitaba bir sekilde ulasmak bana büyük keyif veriyor. Yazmayı ve paylaşmayı hic bırakmamanız temennisiyle nice kütüphane haftalarına🤗

    Cevapla
    • Avatar
      lokumcocuk Mart 29, 2019

      Çok mutlu oldum bu yoruma, çok teşekkür ederim.

      Cevapla
  2. Avatar
    Semra Mart 27, 2019

    Seninle sohbet eder gibi. E, bi de çocuk kitapları sevgimiz ortak. Modum düştüğünde filan buraya takılıyorum. Hayallerim tazeleniyor. Sen hep yaz;)

    Cevapla
  3. Avatar
    Şirin Mart 27, 2019

    Samimi ve içten anlatımın yüzünden buradayım. Aslında en çok da sana güveniyorum. Biliyorum ki bir kitabı gerçekten beğendiysen beğendim diyorsun. Hatır gönül işleri seni bu noktada etkilemiyor. Beğenmediğini de gene kibar bi dille ifade edebiliyorsun. Yazmayı sevdiğin o kafar belli ki. Sen hep yaz. Sayende muhteşem yazarlar muhteşem kitaplar ve muhteşem dünyalar tanıyorum. Tanıyacağım.

    Cevapla
    • Avatar
      lokumcocuk Mart 29, 2019

      Yazarken farklı bir enerji hissediyorum ve o enerjiyi kullanıyorum gibi geliyor 🙂 Okuyanlar da bunu hissediyor sanırım.

      Cevapla
  4. Avatar
    Sema Mart 27, 2019

    Kitap okunan bir evde büyümedim ama okuma yazmayı öğrendikten sonra elime geçen her şeyi okumaya başladım, okumayı hep çok sevdim. Anne olduktan sonra çocuklarıma kitap okurken çocukluğumda karşılaşamadığım kitaplarının hepsini ah bunlarla keşke çocukluğumda karşılaşsaydım diyerek okudum. Halen de okumaktayım işte bu yüzden burdayım.

    Cevapla
    • Avatar
      lokumcocuk Mart 29, 2019

      Hoş geldin Sema, ben de seninle benzer süreçler yaşadım ve yaşıyorum. “ah keşke” kısmını da çok yaptım ama şimdi hep beraber “iyi ki”lerle ilerliyoruz değil mi? 🙂

      Cevapla
  5. Avatar
    Nurdan Mart 27, 2019

    Buradayım çünkü instagramdan iyi ki sayfanızı bulmuşum. Keyifle zevkle takip ediyorum. Kızıma kitap alışkanlığı kazandırma sürecinde biranda takibe aldığım 20li sayıları bulan instagram sayfasından geriye kalan 2 taneden birisiniz. Çünkü yazınızda da söylediğiniz gibi her hediye edilen kitabı tanıtıp övme istekleri, aynı kitabın aynı gün 10 sayfada birden övülmesi beni aşırı rahatsız etti. Bloğunuzu da zevkle takip ediyorum. Hatta kütüphanemizde sizden hediye gelen bir kitabımız bile var ❤️

    Cevapla
    • Avatar
      lokumcocuk Mart 29, 2019

      Aa harika, çok sevindim… Bazı samimiyetsizlikler beni de bunalttığı için size ayrıca hak veriyorum. Yazdıklarınız için çok teşekkür ederim.

      Cevapla
  6. Avatar
    Gonca Mart 27, 2019

    Yazma ve okuma tutkum senin kadar olmasa da aynı yerlerde kesişti yolumuz. Sen benim çocuk kitapları dünyasının bilmediğim yönü ile tanışmamı, göremediğim yerleri görmemi, bilmediğim yazarları tanımamı, aslında bu kitapları da ne kadar sevebileceğimi görmemi sağladın, ortak paydadaki bir sürü güzel insanı birbirine bağladın..Samimiyetin ve nesnelliğin, sen olduğun için buradayım. Sen tanıdığım için çok ama çok şanslıyım<3 Nice kütüphane haftalarına…

    Cevapla
    • Avatar
      lokumcocuk Mart 29, 2019

      Canım Gonca, tatlı sözlerinle uçtum havalara, kocaman sarıldım sana 🙂

      Cevapla
  7. Avatar
    Annegazetesi Pelin Mart 27, 2019

    Çünkü sen benim çocuk kitapları dünyasının içine girmemi sağladın! Nasıl teşekkür etsem az! Sana daha ne diyeyim? Yazıların hem eğlenceli hem keyifli hem bilgilendirici. Samimiyetin güvenilir. Şirin ne güzel yazmış, tam da ona katılıyorum işte, beğendiğini abartmıyorsun, reklam yapmıyorsun, beğenmediğini (beğenmediğin kısımları diyelim, çünkü hayatta siyah-beyaz yerine grilerin olduğunu çok güzel farkettiriyorsun tüm yazılarında) kibar ve kırmadan ifade ediyorsun.
    Bir de seni hiç tanımadan önceki sebeplerimi söyleyim; küçükken kitap okumaktan nefret ederdim, bunun sebebinin doğru kitaplara ulaşamamış olmam olduğunu 30 yaşından sonra farkettim. Oğlum da böyle olsun istemedim, gerçekten “nitelikli” kitaplara ulaşmak için çok iyi bir yol blogun. Ayrıca, çocukluktaki açığımı kapatıp içimdeki çocuk Pelin’i doyurmak istiyorum, ona hakettiğini vermek istiyorum. +12 kitaplarını almam falan hep bu yüzden 🙂
    Neticede iyi ki varsın! Hayatımda da iyi ki varsın! Seni seviyorum 🙂

    Cevapla
    • Avatar
      lokumcocuk Mart 29, 2019

      Yolumuz hep annelik maceraları ve iyi kitap arayışlarıyla kesişti, birbirimize destek olduk, keyif aldık. Sen de iyi ki varsın 🙂

      Cevapla
  8. Avatar
    Gamze @__nanelimonkabugu__ Nisan 06, 2019

    Şu sıralar gittiğim yerlerde Çocuk Edebiyatına olan ilgimi anlatırken senin ve CKK’nın konusunu muhakkak ediyorum . Bana okul olduğundan, eleştirel okumayı kulüpte geliştirdiğimden, çok farklı fikir dünyasından olup aynı kitaba yapılan yorumlardan nasıl beslendiğimden bahsediyorum. Instagram dutlukken, henüz kitap reklam aracı olmamış, okuma kültürü de tüketime kurban gitmemişken, insanlar birbirlerini prestiji için veya takipçi sayısına göre bana bu yarar sağlar mı diye düşünmeden takip ettiği zamanlarda, bilmem farkında mısın, bu kadar başka başka dünyaları olan insanları bir araya toplayıp, saygı, anlayış içerisinde ve farklı bakış açılarının -olması gerektiği gibi- kitap yorumlarına yansıdığı ve kabul gördüğü bir ortamı hazırlayarak o kadar çok kişinin hayatına dokundun ki… O gün bugündür ben buralardayım Esra 🌿

    Cevapla
  9. Avatar
    Ebru Toslak Mayıs 10, 2019

    Her yazılani okumanın bir vakti kaderi mi var gerçekten, yoksa ben tembel miyim 🙂 Kitap okumak, bana başka çarem yok sanki gibi geliyor şu günlerde. Aç kalma pahasına harçlıklarimi kitaba yatırıp , annemden saklı nasıl eve soksam telaşlari.. Bir de ilk okulda babamdan gizli kütüphaneye gitmek zorundaydim. Bir sebepten , ki şimdi hak veriyorum, gitmemi pek istemezdim…Bunları hatırladım okudukça .. Kendimi başka birinde bulmak. Hiç görmemiş olsam da..Hayalinde , heyecanında…İyiki yazmayı sevmişsin Esra..Okuma tutkumda, çocuk edebiyatı kısmını bu yazmaklarinla besledim… Yüreğine sağlık.

    Cevapla

Yorum yapabilirsin

Your email address will not be published. Required fields are marked *