Boynuyamuk / Banu Aksoy

Masalımız uzak bir ülkenin uzak bir kentinde, dağların ardında, derelerin arasında, düz bir ovada, dümdüz tarlaların ortasında ve oldukça sıradan (eh biraz da sıkıcı bence) bir kentte geçiyor.
Evler ve sokaklar öyle düz, yan yana ki cetvelle çizilse ancak bu kadar nizami olur.
Tam bu sırada Elif araya giriyor; “Ama neden öyle yapmışlar?”
“Bilmem ki” dedim, “Belki her şeyin düz olması hoşlarına gidiyordur.”
Sonraki sayfada sıralı ve hizalı ağaçları da görüp iyice şaşıran Elif, “Bahçıvanları da mı düz?” dedi 🙂
Kitabın henüz başında kısa bir mola verip hikayede her şeyin düz olmasını isteyen insanlar olduğunu anlattım.
“Ama bu çok sıkıcı olmaz mı?” dedi.
Ben de “Görelim bakalım, hep düz mü kalacaklar acaba?” deyip kitaba devam ettim.
Limandaki teknelerin rüzgarda salınmasına dahi dayanamayan; pazar yeri, okul, kent meydanı ve istasyonun da düzlükten nasibini aldığı bu kente (deyim yerindeyse) sizce de bir “çıkıntı” gelse iyi olmaz mı?

Düz yerleri okurken içim sıkıldı ama sonra düşündüm, bizim yaşadığımız yer nasıl diye. Gözümün önüne hemen markette birbirinin tıpatıp aynısı dizilmiş elmalar, domatesler, mandalinalar geldi. Şehrin (Ankara) grisinde binaların yüksekliğinde kendini biraz da kaybetmiş ve nefes alamaz bir haldeyken bizim için de yamuk duvarlı, eğri çatılı bir nefes noktası olsa nasıl olurdu acaba?
Bu, illa bir nokta olmak zorunda mı?
Ya hayatımıza aniden bir Boynuyamuk giriverse?
Onu kolaylıkla bağrımıza basabilir miyiz yoksa Düpüz Halkı (bu ismi ben uydurdum Banu 🙂 gibi “Çocuklarımıza yanlış şeyler öğretmesin, aman ha!” diye onu dışlar mıyız?

Elif bu çizime bayıldı Sevgili Kıymet, “Boynu yamukken nasıl bisiklet sürebiliyor anne? Yolunu şaşırmıyor mu? Düşmüyor mu?” diye sorunca hikayeye yine ara verdik ve Boynuyamuk birinin neleri yaparken zorlanabileceğini, neleri yapsa eğleneceğini konuştuk. Sonunda Elif “Ben onunla tanışmak isterdim.” dedi 🙂
Hayatınıza bir Boynuyamuk girse neler olurdu diye düşündüren, kafamızın yönünü azıcık değiştirsek çok daha eğlenceli (ve kolay) hale gelecek yaşamımıza bir bakış attırıyor bence bu kitap.
Her gün baston ekmek yerine çiçek ekmek, ay çöreği ve simit yemek harika olmaz mıydı? (Ah,benim glutensiz diyetimde algımda seçicilik bunlar işte 🙂

Boynuyamuk, Düpüz Halkı’nın boynunu da azıcık eğmesini sağlamış mıdır sizce?
Cevap Elifte saklı:
Bu kitabı okuduktan sonraki gün Elifi uyandırmaya çalıştığımda daha gözünü açmadan “Anne boynum ağrıyor.” dedi. Kitabı çoktan unuttuğum için “Aa ne oldu?” diye bir panikledim. Gülerek, “Boynuyamuk gibi uyumaya çalıştım da” dedi 🙂 Sonraki günlerde de odasındaki kitaplığa kitabı böyle koymuş, görünce gülümsedim:

Banu’nun pek tatlı anlatımına dilinin sadeliği eklenmiş, Kıymetin yamuklu çizimleri de gelmiş ve Düpüz Halkı’na Boynuyamuk’u armağan etmiş.
Eva Furnari’nin kitapları ile aynı baskı boyu ve kalitesinde olması ayrıca hoşuma gitti, Şair Kısakulak’a da selam verme şansım oldu.
Elif bazı kelimeleri ilk defa duymuş oldu; “salaş”, “kırkyama örtü”, “ızgara planı”, “tuhafiyeci” ve bunları kullanmak hoşuna gitti.
5 yaş ve üzeri için yamuklu yumuklu bir hikaye işte, daha ne olsun ki? 🙂

Boynuyamuk
Yazan: M.Banu Aksoy
Resimleyen: Kıymet Ergöçen
Tudem, 40 sayfa, 2018, 5 yaş ve üzeri

lokumcocuk

0 Yorum

Yorum gözükmüyor

Şu anda yorum yok, bu yazı için ilk yorumu sen yapabilirsin!

Yorum yapabilirsin

Your email address will not be published. Required fields are marked *