BALABAN / ŞİİRSEL TAŞ

Buraya yazmayalı ve uğramayalı epey zaman olmuş. Yazmayı canımın çektiği öyle kitaplar oldu ki sadece uzaktan bakışmakla yetindik. Bu sefer –eğer başarabilirsem- “Balaban” hakkındaki düşüncemi yazmayı çok istiyorum.

Şiirsel Taş’ın sevmediğim kitabı yok. Sadece daha az veya daha çok sevdiğim kitapları var. Adını ilk olarak çevirdiği kitaplarda görmüş ve zihnimin bir köşesine yazmıştım. Sonrasında tam olarak kronolojik bir sıra izleyememiş olsam da yazdığı kitapları kaçırmamaya çalıştım. Tam bir doğa tutkunu olduğu ve bu alandan beslendiği kitaplarında öyle güzel yer buluyor ki. (Birini buraya eklemiştim; diğerlerini de instagram paylaşımlarım arasında görebilirsiniz.)

Biraz utanarak yazıyorum ama doğa hakkında bilgili biri değilim. Bunun gerçek sebebi ise geçmeyen unutkanlığım. Kuşlar ve ağaçlar hakkında aldığım onca kitap, mini kart sadece ezber niteliğinde kaldığı için gördüğüm ağacın ne ağacı olduğunu bilemem, duyduğum sesin hangi kuşa ait olduğunu da tahmin edemem. Elbette bir bahane sadece ama bunda yıllarca büyükşehirde yüksek katlı apartman dairelerinde oturmamın da etkisi olduğunu düşünüyorum. Yaklaşık 7 ay önce Fethiye’ye geldiğimizde ise “sığla ağacı” ile tanıştım. Adını bile daha önce duymamıştım ki Günlüklü’de muhteşem bir sığla ormanında doğal hayata tanık olunca, sincapların tatlılığı ve iletişimi, “ah, bunca zaman neredeymişiz!” dedirtti. Kısacası, Şiirsel Taş’ın doğa temalı kitaplarının bendeki merak duygusunu kabartmasını ve beni doğru izlere yönlendirmesini çok seviyorum.

Ve gelelim BALABAN hikayesine. Biliyorum lafı yine çok uzattım ama malum, epeydir yazmadığım için aslında aanlatmak istediğim çok konu var ve sadece kitapla ilgili bir şeyler yazıp geçmek pek benim tarzım değil. Balaban, adını duyduğum ancak özelliklerini hiç bilmediğim bir kuş türüydü. Kitaptan sonra biraz araştırma yapınca kendimi balabanlara çok yakın hissettim.

GÖRÜNMEZ OLMAK VE GÖRÜNÜR OLMAK

Balaban hikayesinin anlatımında yazar, konuyu ikiye bölmüş: Görünmez Olmak ve Görünür Olmak. Balabanların sazlıklarda saklanan bir kuş türü olduğunu bilmediğimden ilk başta anlam veremediğim bu ayrım, hikaye biterken içine beni de alıp öyle sonlandı. O yüzden de bu iki kavram üzerinden yaptığım yolculuk neticesinde buradayım diyebilirim.

Yavru balabanın tek istediği, annesi gibi göpgörünmez olmak ancak bunu bir türlü başaramıyor. Ağaç kovuğuna, topraktaki deliğe, kayadaki oyuğa, kutuya, boruya, sepete saklanıyor ancak yine görünmez olamıyor. (Ki tam burada saklanmaya çalıştığı yerlerin asıl sahiplerinin kimler olduğunu okumak, ne güzel aydınlattı beni)

“Bazen En İyisi Budur; Hiçbir Şey Yapmamak.”

İşte bu cümle, balabanların hayatının özeti. Hikaye tam burada bitecek derken birden karşıma “Görünür Olmak” başlığı çıktı. Bir balaban, daha yenice göpgörünmez olmayı öğrenmişse neden görünür olmak ister ki? Cevabını elbette ki vermeyeceğim. Ancak tatlı Sumru ve annesinin hikayedeki rolleri çok önemli, okumanızı çok isterim.

Kitabın, nesli tükenmekte olan bir kuş türü –Balaban- üzerinden hem bilimsel bilgiye hem de soyut kavramlara ustalıkla yer vermesi, yazarın akıcı ve duru bir dil kullanması, hikayenin enfes çizimlerle tamamlanması sebepleriyle nitelikli çocuk edebiyatı türünde özgün bir eser olarak yer alması gerektiğini düşünüyorum.

Eskiden göpgörünmez hissederdim ben de kendimi, bunun için sazlıklarda saklanmama da gerek olmazdı. Şimdi ise görünmez olmaya çalışırken görünür kalan bir tarafım var. Balabana yakın hissetmemde bu yanımın payı büyük.

Balaban, okuyan herkesin ilgisini çekebilecek bir hikâye değil. Heyecan dozu yüksek veya bol renkli kitapları seven çocuklar okurken sıkılabilir. Bu kitaba; uzun metinlere, soyut kavramlara aşina, doğa sever çocuklar bayılacaktır. Kuşlar hakkında daha derin bilgi almak isteyen yetişkinler için de güzel bir kaynak.

Balaban
Yazan: Şiirsel Taş
Resimleyen: Duygu Topçu
Kuraldışı Çocuk, 6+, 56 sayfa

* Balabanlar hakkında daha detaylı bilgiye buradan da bakabilirsiniz.

lokumcocuk

1 Yorum

  1. Avatar
    Loveandsmile Ocak 06, 2020

    Sığla yı ben de hiç duymamıştım..
    Bazen akışa teslim olmak gerek…..

    Cevapla

Yorum yapabilirsin

<