Bağlar Domenico Starnone

Yüz Kitap yayıneviyle Bağlar kitabı ile tanıştım ve bana bu kitabı hediye eden de İzmir’den Gökçe oldu. Kitabın nedense öykü olduğunu düşünüp öykü rafına kaldırmıştım. Geçtiğimiz haftalarda Sevengül Hoca‘nın dersinde Rukiye, bu kitaptan bahsedince ilk defa görmüşçesine not almıştım. Ve ardından kendinden gelişen bir anda yetişkin edebiyata ait kitaplığı düzenlerken bu kitabı görüp çok mutlu oldum. “Nasılsa öykü kitabı, masada dursun, her gece bir tane okurum.” dedim içimden. (Bu arada kapakta da “roman” yazıyor.) Ve ben kitabı okumaya başlayınca elimden bırakamadım ve okuduğumun roman olduğu ve konusu itibariyle beni içine çoktan çektiğini fark ettiğimde kitaptaki ilk anlatıcı son noktayı koymuştu.

 

Mektuplu Açılış

Her okurun bir zayıf noktası vardır, benimki de mektup. Bu hikayede de “anne/eş” rolündeki Vanda’nın mektuplarıyla hikayeye başlıyoruz. Mektupları okurken aklıma direk Stefan Zweig’nin Bir Kadının Yaşamından 24 Saat’i geldi ancak elbette benzerlik sadece şekil itibariyle diyebiliriz. Vanda’nın mektupları yazdığı kişi (o kadar bile “spoiler” vermem.) hakkında ilk etapta kötü şeyler düşünecekken satır aralarında Vanda’nın egosunu, zayıflıklarını görünce klasik bir “her iki tarafı da dinlemek lazım” haline kapılmıştım.

Mektup okumanın büyüsünden beni İkinci Defter isimli ikinci bölüm çıkardı. Kitabın en geniş yer tutan kısmı burasıydı ve kitabı çoğunlukla Kerem’i uyutmaya çalışırken loş ışıkta okuduğumdan biraz mayışık okudum ancak o ışığa rağmen uyuyakalmadım. Kitapta en çarpıcı noktayı elbette ki sona saklamıştı Domenico Starnone. Üçüncü Defter yani son bölüm ile merak ettiğimiz çoğu soru için bir cevap bulabildik ancak benim açımdan asıl önemli olan kitaba da adını veren bağlar konusuydu.

Goodreads uygulamasından bakınca Napolili yazarın epey kitabı olduğunu gördüm ancak maalesef Türkçe çevirisi yapılan tek kitabı var. Devamının gelmesi an meselesi diye düşünüyorum. (Bir taraftan da aklıma derste Merve’nin söylediği İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden kitabı takılıyor. Baskısı yeniden yapıldığında alıp okumak için heyecanlıyım.)

Kitapla ilgili büyüyü bozmamak adına hikayenin sadece kenarında dolaştım, derinlere dalmadım, kıyıda yüzdüm. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki Üçüncü Defter’de öyle çok kendimden izler gördüm ki, yine gecenin bir vakti (00.57) kitapla ilgili bir şeyler yazmak için bilgisayarımı açtım. Gece Treni bölümünü, okuduğum yetişkin kitaplar hakkındaki fikrimi unutmayayım diye yazıyorum. Dolayısıyla ciddiyetli bir yorum yazısı beklemeyin bu kategoride. (“Odunum yaş, yanamıyorum.” hikayesi gibi oldu bu da 🙂

Kitaptan Alıntılar

“Her zaman böyle devam edeceksin, asla istediğin adam olmayacaksın, önüne ne gelirse o olacaksın.”

“Yanmaz itfaiyeci tulumu gibi beni sarmalayan bir sarhoşluk haline kapılmıştım.” (Yanmaz itfaiyeci tulumu gibi benzetmesini defalarca okudum. Bu örnek hayatta aklıma gelmezdi.)

“…içimde tüneller açıyordu.” (Başını özellikle yazmadım, tünel açma detayı da anlattığı olay için çok yerinde bir ifadeydi. Fazla mı detaylara takılıyorum ben 🙂

“Bir şeyi açıkça söylemeye çalıştığın zaman, sadece onu basitleştirdiğin için açık olduğunu anlıyorsun.”

“Her hikaye bir çıkmaz sokaktır, daima bunun gibi bir ana denk gelinir.” (Şapka yapamıyorum maalesef.)

Bu kitabı yayınlayan Yüz Kitap’a, kitabı bana hediye eden arkadaşım Gökçe’ye, dersinde şahane kitaplardan bahseden Sevengül Hocaya ve derste anlatmak için bu kitabı seçen Rukiye’ye ayrıca teşekkür ederim. Unutkan Mumi kitabındaki karakter kadar unutkan, şaşkın ve dalgın bir okur olduğum için kendime ne desem bilemedim. (İlginçtir bu unutkanlığı, dalgınlığı çocuk edebiyatında yapmıyorum.)

*Gece Treni kategorisinde yer alan yetişkin edebiyatı kitaplarına da bakmak isteyebilirsiniz.

Bağlar
Yazan: Domenico Starnone
Yüz Kitap, 2018, 141 sayfa

lokumcocuk

0 Yorum

Yorum gözükmüyor

Şu anda yorum yok, bu yazı için ilk yorumu sen yapabilirsin!

Yorum yapabilirsin

<