Apti’nin Beni

Bu yazıyı Enkanto filminden çıktığımız günden beri yazmak istiyordum ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Ve geçen gün bilgisayarım da çökünce durum biraz daha zorlaştı. Sinemaya çok fazla giden bir aile değiliz. Bunda istediğimiz gibi bir filme denk gelememenin (Başka Sinema vardı da biz mi gitmedik?) ve pandeminin de büyük etkisi var. Enkanto filminin fragmanını izlemiş ama açıkçası Elifle gitmek konusunda kararsız kalmıştım. Animasyon Günlüğü ve Çocukla Sinema hesaplarındaki yazıları okuyunca gitmeye karar verdim ve birkaç hafta önce Elifle ilk seansa gittik. Hemen mısır da aldık ve gözlüklerimizi taktık.

Bu girişi yazalı aylar olmuş. Bu yazıya ne zaman niyetlensem bir türlü devamını getiremedim. Bu sefer tamamlayabilmeyi umut ederek açtım bilgisayarımı. Üç yıl sonra Adana’ya geldik ve ben yanımda Apti’yi de getirdim. Apti’ye her baktığımda kendi çocukluğuma bakıyor gibi hissediyorum.

Ailemizin bizden olmamızı istediği kişi değilsek?

Enkanto filmini biraz eğlenmek ve Elifle anne-kız vakti geçirmek için izlemiştik sinemada. Konusunu bilmeme rağmen aile bağları kısmında takılıp kalacağımı bilmiyordum açıkçası. Gözlüklü, kıvırcık saçlı ve hiçbir süper gücü olmayan tatlı bir kızla yol aldık film boyunca. İzlemeyenler için gerçekten tavsiye ederim. Görüntüler rengarenk ve müzikler çok eğlenceli. Ana tema orada da, aileden -tüm geleneklerden- farklı biri olarak yaşamanın nasıl olduğu üzerineydi diyebilirim. Biraz kararsız kaldım yazarken, ana tema demek çok mu iddialı oldu diye ama olsun.

Apti’nin Beni

Apti’nin ailesindeki herkes sporcu ve yüzlerinde benleri var. Sadece Apti’nin çelimsiz vücudunda böyle bir şampiyonluk hevesi ve ilgisi yok. Hatta yüzünde beni bile yok. Babası bu durumdan utanıyor. Apti tüm ailesini utandırdığı ve üzdüğü için daha da üzülüyor. Ancak sanata meraklı bu çocuk sonunda harika bir çözüm buluyor. Bulduğu çözüm ile tüm ailesini mutlu ettiğinden oldukça emin.

Payam Ebrahimi’nin yazdığı Reza Dalvand’ın resimlediği ve ülkemizde Arden Yayınları tarafından okurla buluşturulan Apti’nin Beni kitabının en sevdiğim kısmı yazar-çizer birlikteliğinin mükemmel uyumu ve mizah yönü ağır basan sonu. Resimli kitaplarda aradığım ve bulunca bir süre orada yaşamaya devam ettiğim tarz, yaklaşım tam da bu. Az laf ve çizimlerin gücü ile hikâyeyi büyütmek.

Apti’nin Beni

Adana

Gelelim Adana ve benim aile bağlarıma. Yazmaktan kaçındığım nokta muhtemelen burasıydı. İşte şimdi buradayım. Adana’dan on yedi yaşımda ayrıldım ve hiçbir zaman tam anlamıyla geri dönmedim. Memleket aidiyeti hissettiğim veya ailem olmasa özlediğim bir yer değil. Enkanto, Apti ve Adana bağını kurmama sebep olan şey de sanırım biraz buralarda yatıyor. Hem anne hem baba tarafımın mübadele zamanı gelmesi ve o arada kalmışlık, kültürel olarak da mekansal olarak da bir yere ait hissedememe halini beraberinde getirdiği yetmemiş gibi büyük çoğunlukla Apti gibi hissederek büyüdüm.

Dönelim baştaki soruya, ailemizin bizden olmamızı istediği kişi değilsek? Buna geçmiş yıllarda farklı cevaplar verirdim ve çekinerek yazardım muhtemelen. Şu an durduğum yerde elinde fırçasıyla etrafı boyayan biriyim. Önceki fazla düşünme hali yerini bu kez fazla boş vermişliğe bıraktı, ara ara onu fark ediyorum. Zaman içerisinde aile bağları konusunda kendi dengemi bulabilir miyim bilmiyorum. Bana yardımcı olan kitaplara teşekkür ediyorum.

İyi ki tanıştık seninle havuç sever Apti!

Aile Bağları konulu diğer kitaplar da ilginizi çekebilir.

Yayınevinin kitapla ilgili hazırladığı alıştırma dosyasına da göz atmak isteyebilirsiniz.

Apti’nin Beni
Yazan: Payam Ebrahimi
Resimleyen: Reza Dalvand
Arden Yayınları, 2019, 32 sayfa, 4 yaş ve üzeri

lokumcocuk

0 Yorum

Yorum gözükmüyor

Şu anda yorum yok, bu yazı için ilk yorumu sen yapabilirsin!

Yorum yapabilirsin

<