Çayırın En Tuhaf Yuvası

Yaklaşık altı ay önce bir aileyle tanıştık, arkadaş olduk ve kısıtlamalar el verdiğince sohbet anları yakaladık. Kısa bir süre sonra ailenin farklı bir dinamiği olduğunu hissettim. Aralarındaki diyalog oldukça güzeldi. Güzelden kastım hep iyi anlaşıyor olmaları değildi. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki, neşeliler, hayattan keyif almaya çalışıyorlar, üretkenler, başkalarının ne dediği üzerine çok takılmıyorlar ve birbirleriyle zıt fikirlere sahip olup onları tartışmaktan da kaçınmıyorlar kısaca açık bir iletişim hali var aralarında. Film izlemek, çeşitli kahveler tatmak, güneşin tadını çıkarmak gibi şeyler güzel bir bağ kurmalarına sebep olmuş. Ve bunca zaman sonra gerçekten beni şaşırtan bir şey öğrendim, baba çocuğun biyolojik babası değilmiş. Bunu da öyle rahat söylediler ki (genelde bizim toplumuzda böyle şeyler saklanır çünkü ayıplanır.) iki kat şaşırdım. Ve hem onlar adına hem de bu aile yapısına yakından şahit olabildiğim için kendi adıma da çok sevindim.

Çayırın En Tuhaf Yuvası

Tam da o günlerde karşıma bu kitap çıktı. Ahmet Büke’nin yazdıklarını önemseyip takip ederim. Bu kitabın adında geçen tuhaflığın ne olduğuna dair hiçbir fikrim olmadan kitaba başladıktan bir süre sonra yukarıda bahsettiğim aile ile benzerliklerini fark edip irkildim. Çocuk edebiyatında Türk yazarlardan bu tarz örneklere pek denk gelmiyoruz. Aynı şekilde yayıncılar için de klasik hikayenin dışına çıkmak risk olarak algılanabiliyor.

Burada küçük bir parantez açıp konu dışına çıkacağım ama anne-baba rollerini değiştirerek gözümüze bunu sokmaya çalışan metinlerden de bir o kadar hoşlanmıyor ve itici buluyorum. (Konunun nasıl işlendiği kısmı önemli bir detay.)

Aile olmak ve Yuva

Çayırın En Tuhaf Yuvası kitabında önce karşımıza yuvasını kurmak için çırpınıp duran bir minik serçe çıkıyor. Ardından dala tünemiş üzgün bir kırlangıç ile tanışıyoruz. Kırlangıcın bir yuva yapmayı neden unuttuğunu veya uçamadığını bilmiyoruz ancak bu duruma serçe ile beraber üzülüyoruz.

“Bir yuva ne kadar da önemlidir.
Rahat, güvenli, huzurlu bir yatak gibidir.
Yağmurda, rüzgarlı havalarda sığınaktır.
Uykulara doyulmaz harika bir yuva içinde.”

Serçe ve kırlangıcın dostluklarını yuvaya bırakılan bir yumurta daha da ilginç bir hale getiriyor. Sonunda bu üç benzemez, çayır sakinleri için farklı/ilginç/tuhaf bir görüntü sergiliyor. Kimi onları yadırgarken kimisi onları destekliyor.

Kitabın en sevdiğim tarafı, anlatmak istediği hikayeyi aktarış biçimindeki incelik oldu. Yuva ve aile kavramlarını yeniden düşündüm. Ve karşıma en sevdiğim Yağmur’un çektiği bu fotoğraf çıktı. Her bir yuvayı göz kabul edersek gülümseyen bir yüze ulaşabiliyoruz, ne tatlı değil mi? (Fotoğrafı çekerken bunu fark etmiş miydin Yağmur?)

Sizce, yuva / aile nedir?

5 yaş kategorisindeki bu kitaplar da ilginizi çekebilir. (Özellikle de Değirmenci ile Baykuş kitabı)
Yazarın gençlik kategorisindeki Kırlangıç Zamanı kitabı da ilgimi çekti, yazarın gözünden kuşları takip etmek keyifli olabilir.

Çayırın En Tuhaf Yuvası
Yazan: Ahmet Büke
Resimleyen: Vaghar Aghaei
Can Çocuk, 2020, 40 sayfa, 5+

lokumcocuk

0 Yorum

Yorum gözükmüyor

Şu anda yorum yok, bu yazı için ilk yorumu sen yapabilirsin!

Yorum yapabilirsin

<