Gecen Gündüzüm Olsa / Andreas Steinhöfel

En sevdiğim yazarlardan biri Andreas Steinhöfel olmasına ve kitaplarını dönüp dönüp okumama rağmen blogda neden bu kadar az kitabı var, bilmiyorum. Biriyle çocuk kitapları hakkında bir sohbet başlamışsa nasıl oluyorsa konu Steinhöfel‘in kitaplarına ve tarzına geliyor. Ortak görüş, zirvenin Riko ve Oskarlarda olması olsa da her kitabındaki özgünlüğü ve kendini tekrar etmemesini çok seviyorum. Türkçeye son çevrilen kitabı Mekanik Prens hakkındaki görüş ayrılıkları sebebiyle Melamin Prenses kitabının çevirisini bekleyip ikisini beraber mi okusam ikileminde kalmışken gökten bir ay düştü. Aslında biraz ay biraz da güneş diyebileceğim bir parça; Gecen Gündüzüm Olsa.

Steinhöfel kitaplarının en bariz ortak noktası giriş cümlelerinin konuya tam ortadan ve resmen bodoslama bir dalışla yapılmış olması ve maceraya davet eden gizemli ifadelerle bizi peşine sürüklemesi. Benim bundan hiç şikayetim yok açıkçası.

Torun, Büyükbabayı Kaçırırsa?

Başlığı okuyunca afallamış olabilirsiniz. ben de ilk satırlarda bir torunun neden büyükbabasını huzurevinden kaçırdığını öğrenmeden önce böyle hissetmiştim.

Hatta bu görsele bakınca, büyükbaba neden buradan uzaklaşmak istesin ki diye aklımdan geçirdim. Çizimler itiraf etmem gerekirse -özellikle kapak görseli- bana çekici gelmedi ancak iç sayfalardaki detaylar hoşuma gitti. Max’in dedesini kaçırmasının tek bir sebebi var, onu büyükannesine evlenme teklifi ettiği yere Çiçek Vadisi’ne götürmek. O ara nasıl olduysa eski dans öğretmeni Matmazel Meyer de onlara katılıyor ve kısa bir yolculuktan sonra kendilerini kırlarda buluyorlar.

Ay mı Güneş mi?

“Dünyada büyülü yerler vardır ve çocuklar bunu bilir. Biz insanların, düşünce ve hislerinin ta derinlerine güç salan, sihirle dolu yerlerdir bunlar.” Hikaye benim için biraz bu kısımda başladı ve Steinhöfel etkileri kendisini göstermeye başladı diyebiliriz. Çiçek Vadisi’nde geçirdikleri o kısacık vakit öyle kıymetli anlarla dolu geçti ki okurken metroda olmasam ayağa kalkıp Matmazel Meyer ile dans edecektim. Sonra Max ve büyükbabası arasında geçen şu diyalogla kendime geldim:
“Korkuyorum.” dedi Max
“Neden?”
“Bir gün gelip de sana ‘hatırlıyor musun’ dediğimde, hatırlamamandan korkuyorum. Ve günün birinde…günün birinde beni ne kadar sevdiğini unutmandan korkuyorum. “
“Korkma Max. Korkmana gerek yok evlat. Ay’ı her zaman göremezsin ama orada olduğunu bilirsin. Öyle değil mi?”

***

Gecen Gündüzüm Olsa, Steinhöfel-sever okurları tatmin eder mi kısmında kararsız kalsam da bu büyük beklentiyle okumazsanız Max ve büyükbabasının bu kısa ama sıcak hikayesi sizin de içinizi ısıtacaktır. Resimlerdeki detaylara bakmak ve renklerin huzuru da yanına güzel bir artı olarak eklenebilir.

Kitabın Adı?

Hikayeden daha çok kitabın adına takıldım. Okumadan önce ifadede bir düşüklük olduğunu veya bu ismin benim kulağımı tırmaladığını düşünmüştüm. Kitabın orijinal adı “Wenn mein Mond deine Sonne ware”, İngilizceye “If my moon was your sun” olarak çevrilmiş. Türkçe çevirisi “Gecen Gündüzüm Olsa” bana göre ne metni karşılıyor ne de kulağa hoş geliyor. Hatta tam tersi boşlukta yüzüyor gibi duruyor. Bu, elbette sadece benim şahsi fikrim. Belki bu isim için “tam yerinde olmuş” diyenler de olacaktır; kim bilir…

Gecen Gündüzüm Olsa
Yazan: Andreas Steinhöfel
Resimleyen: Nele Palmtag
Türkçeleştiren: Olcay Mağden Ünal
Tudem, 2019, 71 sayfa, 7+

* Bu kitaplar da ilgini çekebilir:
– Farklı
– Kiralık Canavar
– Anneannem Bebek Olmuş!

lokumcocuk

0 Yorum

Yorum gözükmüyor

Şu anda yorum yok, bu yazı için ilk yorumu sen yapabilirsin!

Yorum yapabilirsin

Your email address will not be published. Required fields are marked *