Kayıp Kapının Anahtarı

Öğrenim hayatım boyunca kendimi biraz “öteki” hissedip kabuğuma çekilmiştim. Kabuk zamanla konfor alanı oldu ve orada yaşamanın haricinde bir şeye adım atmak istemedim.
“Her güzel şey inanmakla başlar küçük balık.” diye fısıldadı sonra biri. Önce, bana ailemin “küçük balık” dediğini nereden bildiğini sorguladım sonra da bana söylediği cümlenin inanmakla ilgili kısmını. Ben de inandığımı düşünüyordum oysa ama sonunda fark ettim ki inanmak yerine gerçekten sadece inandığımı düşünmekle boşa kürek çekiyordum.
Arven ile tanıştığımda kendimi ona bu kadar yakın hissetmemin sebeplerinden biri de bu oldu.
“Yuva, insanın kendisini ait hissettiği, kendisini yaşayabildiği yerdi.” Ancak Arven için Neverulda olmak tam tersine kendine yabancılaştığı bir yer haline dönüşmüştü. Bunun en önemli sebebi de ayak parmaklarının bitişik olması ve bu durumun okul ortamında onu “farklı” yapmasıydı. Öğretmeninin de empatiden uzak, sert yaklaşımıyla Arven, temizlik görevlisi Zela’dan duyduğu Tuhaflıklar Kapısı‘nı aramaya başlar. Ve bu arayış, aslında onun kendini keşfetmesinin ilk adımı olur. Bütün bedeni çiçeklerden oluşan Karunka da Arven’in yanında olacaktır. Karunka’yı bazı sahnelerde öyle kıskandım ki; vücudu durmadan çiçek üretiyordu ve bunun nasıl bir his olabileceğini hayalimde canlandırıp bu hayalden bile keyif aldım. Bu yolculuğun en tatlı kahramanlarından biri de diken UFF. Minicik boyuyla neler yapabildiğini görünce ona hayran kaldım. Benimle de arkadaş olmak ister miydi acaba?


“Saçlarının bir elma gibi kırmızı kalmasın istiyorsan, belki de hayır demeye devam etmelisin.”
Kitapta en sevdiğim cümlelerden biri de bu oldu. Hatta bu cümleyi kendime göre şöyle uyarladım: “Gözlerinin ışıl ışıl bakmaya devam etmesini istiyorsan hayır demeye devam etmelisin küçük balık.”  
Hikâyenin en güçlü yanı, farklılıkların aslında zenginlik olduğunu vurgulayışı ve bunu macera dolu bir keşif yolculuğuyla göstermesi.
“Gerçek, her zaman sadece gözlerinle gördüğün şey değildir.” İşte Sürke bana bunu düşündürdü. Dışarıdan (tel örgüleri olsa da) eğlenceli görünen ve atlıkarıncaya binip biraz keyifli vakit geçirip yola devam etmeden mola vermek isteyeceğin bir yer gibi duruyor ve her ne kadar Karunka’nın solan çiçekleri tehlike sinyali vermiş olsa da Arven gibi ben de Sürke’nin büyüsüne kapılırdım.
Arven’in yola çıkış amacı aslında Tuhaflıklar Kapısı’nı bulmak olsa da bu yolculuk onu, çok daha farklı bir yere, önemli bir göreve götürüyor. Verilen görevin anlamı ve biraz da ağırlığıyla şaşırmış küçük bir çocuk için en büyük şans, dayanışma içinde olabildiği tatlı yol arkadaşlarının ona eşlik etmesi olabilir. Onu merak eden ve her yerde arayan annesi için yine kendi annelik kalbimde sızı hissettim ve anneye de sıkıca sarıldım.
Kitabın adını “Kayıp Kapının Anahtarı” yerine içinde Arven geçen bir isimle tamamlamak, Arven için daha anlamlı olabilirmiş ama mevcut isminin çocuklarda daha çok merak uyandıracağına eminim.
Güzin Öztürk’ün diğer kitaplarında da olduğu gibi “öteki”leştirilmiş olanı anlatmayı tercih etmesini ve bunu ana karakteri sarıp sarmalayarak yapmasını seviyorum.
Peki, siz saçlarınızın bir elma gibi kızarmasını veya gözlerinizin ışıldamaya devam etmesini sağlamak için HAYIR demeye hazır mısınız?

Kayıp Kapının Anahtarı
Yazan: Güzin Öztürk
Resimleyen: Hazar Ata
Tudem, 2019, 144 sayfa, 9+

lokumcocuk

0 Yorum

Yorum gözükmüyor

Şu anda yorum yok, bu yazı için ilk yorumu sen yapabilirsin!

Yorum yapabilirsin

Your email address will not be published. Required fields are marked *